<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilal Kuytul Kişisel Şeyi &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.kuytul.com/category/psikoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kuytul.com</link>
	<description>hayret bir şey!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Jan 2012 22:10:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sınav Kaygısı</title>
		<link>http://www.kuytul.com/sinav-kaygisi.aspx</link>
		<comments>http://www.kuytul.com/sinav-kaygisi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 19:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Kuytul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sınav kaygısı çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[sınav stresi]]></category>
		<category><![CDATA[sınavda heyecan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kuytul.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[Sınav kaygısı, tüm öğrencilerin genel olarak olarak yaşadığı problemlerdendir. Çoğunlukla akılcı olmayan (irrasyonel) olumsuz düşüncelerin sebep olduğu düşünülmekle beraber fiziksel belirtilerin de takip ettiği stresli durumlar olarak da bilinmektedir. Kimisi &#8220;kaydırmıştır&#8221;, kimisi &#8220;bildiklerini unutmuştur&#8221; vs vs. Hepsi sınav kaygısı kaynaklı problemlerdir. Tabi ki bir psikolojik danışman olarak bu tür durumlara çözüm getirmeye çalışarak öğrencileremize yardım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.borsarti.com/wp-content/uploads/2010/06/sinav.jpg" alt="" width="99" height="108" />Sınav kaygısı, tüm öğrencilerin genel olarak olarak yaşadığı problemlerdendir. Çoğunlukla akılcı olmayan (irrasyonel) olumsuz düşüncelerin sebep olduğu düşünülmekle beraber fiziksel belirtilerin de takip ettiği stresli durumlar olarak da bilinmektedir. Kimisi &#8220;kaydırmıştır&#8221;, kimisi &#8220;bildiklerini unutmuştur&#8221; vs vs. Hepsi sınav kaygısı kaynaklı problemlerdir. Tabi ki bir psikolojik danışman olarak bu tür durumlara çözüm getirmeye çalışarak öğrencileremize yardım etmektir görevimiz.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Geçenler de ilginç bir araştırma sonucuna rastladım internette. Yenilikçi ve dinamik bir psikolojik danışman olarak bunu yorumlama görevi de bize düştü haliyle <img src='http://www.kuytul.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p><span id="more-409"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.bilimseverler.com/wp-content/oks_sinav_88.jpg" alt="" width="99" height="95" />ABD&#8217;de Chicago Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırmaya göre sınavdan önce öğrenciler duygu ve düşüncelerini kaleme aldıklarında sınav esnasında yaşadıkları stres azalıyor ve dolasıyla daha verimli bir performans sergiliyorlarmış. Araştırmacıların hipotezlerini üniversite öğrencileriyle laboratuvar ortamında, lise  öğrencileriyle sınıfta test ettikleri, önce öğrencilerin endişe  seviyelerini ölçtükleri, daha sonra bazı öğrencilerden sınavdan önce  duygu ve düşüncelerini kaleme almalarını istedikleri belirtiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.azindir.net/resim/s%C4%B1nav.jpg" alt="" width="99" height="108" />Endişenin, beynin hafızayla ilgili bölümünü etkilediğine, işleyen  hafızanın endişeye odaklandığında, kişinin sınav hazırlığında beyninde  depolanan tüm bilgiyi hatırlamasına yardımcı olamayacağına inanan  araştırmacıların lideri, Psikoloji Bölümü Yardımcı Profesörü Sian L.  Beilock Amcamız, sınavdan önce yazma fikrinin, yazmanın depresyonla mücadelede  kullanılmasından geldiğini söylüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffffff;"> </span>&#8220;Bilişsel-Davranışçı&#8221; yaklaşım yöntemlerine benzettiğim bu uygulamayı ben de denemeyi düşünüyorum. En azından Türk kültüründe deneme sonuçlarını değerlendirme fırsatı bulmak adına bolca kobay öğrenci var elimizde <img src='http://www.kuytul.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kuytul.com/sinav-kaygisi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Zeka Gelişimi</title>
		<link>http://www.kuytul.com/bebek-zeka.aspx</link>
		<comments>http://www.kuytul.com/bebek-zeka.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 23:14:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Kuytul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek zeka gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk zekası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kuytul.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Geliştirilen testle birlikte zeka düzeyi bebeklik döneminde tespit edilebiliyor. Bebeklik döneminde  işlem becerileri gelişmiş  olan bebekler ileriki dönemde zeka açısından akranlarına fark atıyor. Case Western Reserve Üniversitesi’nden psikolog Joseph Fagan’ın önderliğinde, zekanın sürekliliğini test etmeye yönelik bir araştırma yürütüldü. 20 yılı aşkın bir süre önce, Fagan bebek zekasını ölçmeye yarayan bir test geliştirmişti. Bebeklerin değişik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://hamilelik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/bebeklerde-zeka1.jpg" alt="" width="140" height="143" />Geliştirilen testle birlikte zeka düzeyi bebeklik döneminde tespit edilebiliyor. Bebeklik döneminde  işlem becerileri gelişmiş  olan bebekler ileriki dönemde zeka açısından akranlarına fark atıyor.</p>
<p>Case  Western Reserve Üniversitesi’nden psikolog Joseph Fagan’ın  önderliğinde, zekanın sürekliliğini test etmeye yönelik bir araştırma  yürütüldü. 20 yılı aşkın bir süre önce, Fagan bebek zekasını ölçmeye  yarayan bir test geliştirmişti. Bebeklerin değişik obje resimlerine  verdikleri tepkileri ölçmeye yönelik olan bu testte önce onlara ikişer  resim gösteriliyor ve resimlere bakma süreleri takip ediliyor. Daha  sonra resimlerden biri değiştirilerek, bebeklerin yeni ve eski resimlere  odaklanma süresi kaydediliyor. Bebekler genellikle zamanlarının %60′ını  yeni resme bakarak geçiriyorlar.</p>
<p><span id="more-309"></span></p>
<p>Araştırmaya  katılan 61 genç erişkine bebeklik çağlarında Fagan zeka testi  uygulanmıştı. Bu kişilerin 3 yaşında aldıkları IQ test skorları ile 21  yaşındaki IQ test skorları ile karşılaştırıldı. Araştırma sonuçları daha  zeki bebeklerin yıllar sonra daha zeki ve başarılı erişkinlere  dönüştüklerini teyit etti. “Zeka yeni bilgileri işlemeyi ve bunları bir  yaşam boyu edinilen bilgilerle ilişkilendirmeyi içerir. Bilgi işleme ve  ilişkilendirmeyle ilgili bu süreçler kişinin bilgisini arttırmasına izin  verir,” diyor Fagan.</p>
<p>Araştırma  sonuçları zekanın bebeklikten erişkinliğe süreklilik gösterdiğine ve  bilgiyi işlemenin zeka gelişiminde ne kadar önemli bir rol oynadığına  işaret ediyor. Bu bilgi genetik ve çevrenin zeka üzerindeki etkisinin  anlaşılmasına katkıda bulunabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kuytul.com/bebek-zeka.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz At</title>
		<link>http://www.kuytul.com/beyaz-at-lao-tzu-hikaye.aspx</link>
		<comments>http://www.kuytul.com/beyaz-at-lao-tzu-hikaye.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2010 14:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Kuytul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz at]]></category>
		<category><![CDATA[kır at hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[lao tzu]]></category>
		<category><![CDATA[lao tzu hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kuytul.com/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Öykü ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun zamanında geçer.Lao Tzu bu öyküyü çok sever, anlatırmış&#8230; Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakir. Ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki. Kral at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. &#8211; Bu at, bir at değil benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://2.bp.blogspot.com/_L3RM7dfOTcc/SgF7D0c_4ZI/AAAAAAAAAq4/PdIH3__zmQ8/s320/my-white-horse.jpg" alt="" width="177" height="164" />Öykü ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun zamanında geçer.Lao Tzu bu öyküyü çok sever, anlatırmış&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakir. Ama kral bile onu kıskanırmış.  Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki. Kral at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.   &#8211; Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost. İnsan dostunu satar mı? dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış.<br />
<span id="more-298"></span></p>
<p style="text-align: justify;">- “Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar:  &#8211; “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.. Sadece “At kayıp” deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”  Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takip getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler.</p>
<p style="text-align: justify;">- “Babalık” demişler. “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var.”</p>
<p style="text-align: justify;">- “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.”  Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden bunak” diye geçirmişler.. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.</p>
<p style="text-align: justify;">- “Bir kez daha haklı çıktın” demişler.  &#8211; “Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar:  &#8211; “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.resimoloji.com/wp-content/uploads/2010/08/beyaz-at.jpg" alt="" width="206" height="171" />- “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”  Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.  Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.</p>
<p style="text-align: justify;">- “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler.  &#8211; “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.”</p>
<p style="text-align: justify;">- “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, İhtiyar. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Lao Tzu, öyküsünü su nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:</p>
<p style="text-align: justify;">- “Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsanız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kuytul.com/beyaz-at-lao-tzu-hikaye.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşref Armağan</title>
		<link>http://www.kuytul.com/esref-armagan.aspx</link>
		<comments>http://www.kuytul.com/esref-armagan.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 16:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Kuytul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[esref armagan]]></category>
		<category><![CDATA[eşref armağan discovery]]></category>
		<category><![CDATA[eşref armağan video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kuytul.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Eşref Armağan videosu bu aralar popüler hale geldi. Eşref Armağan kimdir? O bir ressam. Elleriyle gören, hisseden, üreten ve yeteneğine hayran olunmasını sağlayan discovery belgeselinde kendinden söz ettiren şahıstır. Amerikalı bilimadamları gözleri doğuştan kör olan eşref amcamızın bu yeteneğini deneylerle inceliyor ve ancak sonucu gördüklerin de bunun bir gerçek olduğuna inanıyorlar.  Ben belgeseli izlediğimde yeteneğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="Eşref Armağan" src="http://www.esrefarmagan.com/images/photos/IM000250.jpg" alt="" width="174" height="200" />Eşref Armağan videosu bu aralar popüler hale geldi. Eşref Armağan kimdir? O bir ressam. Elleriyle gören, hisseden, üreten ve yeteneğine hayran olunmasını sağlayan discovery belgeselinde kendinden söz ettiren şahıstır. Amerikalı bilimadamları gözleri doğuştan kör olan eşref amcamızın bu yeteneğini deneylerle inceliyor ve ancak sonucu gördüklerin de bunun bir gerçek olduğuna inanıyorlar.  Ben belgeseli izlediğimde yeteneğin öğrenilemeyecek bir şey olduğunu saf bir cevher olduğunu bir kez daha anladım. Görsel zekanın en önemli etkeninin göz-el koordinasyonu becerisinden çok zihin gücü ve hisler olduğunu ortaya koyan bir durumdur bu. İnsanların zihinsel süreçlerinin birçok olağandışı şeyi &#8220;olağan&#8221; yaptığı dünyamızda Eşref Amca da bir işaret olmuştur.</p>
<p><span id="more-185"></span></p>
<p style="text-align: left;">Eşref Amca Bilim-Teknik dergisinde de makalesi yazılacak insandır derken,onun da gerçekleştiğini görünce sevindim.  Bilim-Teknik dergisindeki yazıyı görüntülemek için yandaki linklere tıklayınız:  <a href="http://www.esrefarmagan.com/images/dergi/bilimteknik_sf1.jpg" target="_blank">Resim-1</a> &#8211; <a href="http://www.esrefarmagan.com/images/dergi/bilimteknik_sf2.jpgp://" target="_blank">Resim-2</a></p>
<p><strong>İşte Eşref Amcamın Discovery&#8217;deki Belgeseli:<br />
</strong><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#090909" /><param name="src" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdFRl9BWxI=" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="343" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdFRl9BWxI=" wmode="window" bgcolor="#090909" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kuytul.com/esref-armagan.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızlar, Eğitim ve Türkiye</title>
		<link>http://www.kuytul.com/kizlarin-egitimi.aspx</link>
		<comments>http://www.kuytul.com/kizlarin-egitimi.aspx#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 13:23:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Kuytul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilimsel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocuklarının eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kızların eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kızların eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kuytul.com/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Kızların eğitimi, başka bir ifadeyle "Kız çocuklarının eğitiminin önemi" üzerinde çok şey söylenmiştir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/ogrenci_sirt_cantasi.jpg" alt="" width="109" height="109" />Kızların eğitimi, başka bir ifadeyle &#8220;Kız çocuklarının eğitiminin önemi&#8221; üzerinde çok şey söylenmiştir. Dikkatimi çeken bir makale bu konuda somut veriler vermesinden ötürü hoşuma gitti. Yazının başlığı &#8220;Kızlar Türkiye&#8217;yi sessizce değiştiriyor&#8221;. Radikal gazetesinin yayınladığı bu yazı bana aslından farklı şeyler de çağrıştırdı <img src='http://www.kuytul.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ancak &#8220;Haydi Kızlar Okula&#8221; kampanyasının sonuçları hakkında bilgi vermesi beni memnun etti. Kız Meslek Lisesinde Rehber Öğretmen olarak çalışıyor olmam dolasıyla güncel araştırmalardan faydalanma fırsatı da bulmuş oldum. Eminim siz de merak etmişsinizdir. İşte o yazı:</p>
<p><span id="more-175"></span></p>
<p><strong>Kızlar ülkeyi sessizce değiştirdi</strong></p>
<p>Haydi Kızlar Okula Kampanyası’nın öncesi ve sonrası incelendiğinde Türkiye’nin çarpıcı bir toplumsal değişim geçirdiği anlaşıldı.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/10/09/fft5_mf266094.Jpeg" alt="" width="322" height="184" />Türkiye’de ‘hiç okula gitmeyen çocuk’ sayısı 2002’da 640 binken Haydi Kızlar Okula kampanyası sonrasında 179 bine düştü. Eğitim oranının artması Türkiye’nin köklü sorunlarından erken yaşta evlilik ve erken yaşta doğum oranlarına da doğrudan etki etti.</p>
<p>Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması sonuçlarına göre okullaşma oranı kırsal alanda 2003’de yüzde 82 iken, 2008 yılında yüzde 89’a yükseldi. 15-19 yaş grubu evlilikler ise 1998’de yüzde 15.2 iken, 1998’i de kapsayan son araştırmada 9.6’lara geriledi. Doğurganlık yaşı 2003 yılında 20-24 iken 2008’te 25-29 yaş grubuna yükseldi.</p>
<p>TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Erken Yaşta Evlilikler Alt Komisyonu Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er, Ortaöğrenim Genel Müdürü İbrahim Etem ve Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Genel Müdürü Rıfat Köse’yi dinledi. Yukarıdakiler Er, Etem ve Köse’nin komisyonda verdiği bilgiler.</p>
<p>Köse, sunumda Hacettepe Üniversitesi’nin saha çalışmalarına dayanarak hazırlanan, beş yılda bir yenilenen ve 22 Ekim’de açıklanması planlanan 2008’e ait Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması ile ilgili ipuçları verdi.</p>
<p>İlk evlilik yaşı: 25-29</p>
<p>Haydi Kızlar Okula, 17 Haziran 2003’te başlatıldı. Lise seviyesinde kızların okula devam etme oranı ise Türkiye genelinde 2003’te yüzde 46 iken, yüzde 57’ye çıktı. Bu rakam Doğu ve Güneydoğu’da ise aynı yıllar arasında yüzde 19-20 seviyesinden yüzde 35’lere kadar yükseldi.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.bizkadinlariz.com/resim/evlilik.jpg" alt="" width="217" height="149" />Araştırma sonucu Türkiye’de eğitimin artmasının, evlilik ve çocuk doğurma yaşına da olumlu etki yaptığını ortaya koydu. Türkiye’de ilk cinsel deneyim yaşı düşerken, ilk evlilik yaşı da 25-29 yaş grubuna kadar yükseldi. 15-19 yaş grubunda evlilikler 1998 yılında yüzde 15.2 iken, 2003 yılında yüzde 11.9, 2008 yılında ise 9.6’lara kadar geriledi. 20-24 yaş grubunda evlilikler ise 2003 yılına göre yüzde 45 seviyesine düştü. Doğurganlık yaşı da 2003’te 20-24 iken, 2008 yılında 25-29 yaş grubuna yükseldi.</p>
<p>Köse, 15-19 yaş grubunda (Adolesan çağında) çocuk doğurmaya başlayanların oranı için de “Bu oran kentlerde yüzde 5, kırsal alanda yüzde 8.6 civarında. Bu kentsel alanda yüzde 7.2 kırsada ise yüzde 7.6’lardaydı” dedi.</p>
<p>Ancak tüm olumlu gelişmelere rağmen halen çocuk yaşta evlilikler de yaşanıyor. İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er ise, evlilik nedeniyle okula devam etmeyen çocuklar ile ilgili bilgi vererek, “İlköğretim çağındaki çocukların evliliği bir gerçeklik. Zorunlu öğrenim çağında olup okula kaydolması gereken öğrencilerden 2009 yılı itibarıyla toplam, kızlarda 675, erkeklerde de 18 kişi evlilik nedeniyle kayıt yaptırmadığını söylüyor” dedi.</p>
<p>Er, son rakamlara göre 110 bini kız 179 bin çocuğun sağlık sorunları da dahil değişik nedenlerle okula gitmediğini, bu rakamın Haydi Kızlar Okula Kampanyası öncesi 2002 yılında bu rakamın 640 bin olduğunu anımsattı. Türkiye’de aynı dönemde Kardelenler (Turkcell-ÇYDD, 2000) ve Baba Beni Okula Gönder (Milliyet, 2005) projeleri de yürütüldü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kuytul.com/kizlarin-egitimi.aspx/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

